E: info@herkesicinmimarlik.org

01
02
03
04
05
06
07
08
09
10
11
12
13
14
15

15.5 UMÖB | GZNTP (Ulusal Mimarlık Öğrencileri Buluşması, Gaziantep) etkinliği kapsamında 24-31 Ocak 2016 tarihlerinde ‘İvme’ olarak belirlenmiş olan ana temaya eklemlenen ‘Yer-siz’ isimli bir atölye gerçekleştirdik. 100 kişinin üzerinde bir katılımla gerçekleşen etkinlikte, bir hafta boyunca eş zamanlı 10 farklı atölye gerçekleştirildi. Kredi Yurtlar Kurumu’nun yurtlarında konaklanırken, atölye çalışmaları için kent merkezindeki Havra, Şehreküstü Konakları, Savaş Müzesi gibi tarihi mekanlar kullanıldı.

Atölye kapsamını, dernek olarak belirlediğimiz yeni çalışma alanı göç ve göçmenlik halini İvme temasıyla ve Gaziantep’teki güncel sosyo-kültürel durumla ilişkilendirerek oluşturduk. Yapılan araştırmalarda Gaziantep’te aktif olarak çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla ve aktivistlerle iletişim kurup, Gaziantep özelinde farklı kültürlerin bir aradalığının hangi mahallelerde yoğunlaştığı, kamplarda çalışma yapılıp yapılamayacağı, çocuklarla çalışmanın etik ve fiziksel şartları, dil farklılığının bir problem yaratıp yaratmayacağı ve bu bir problemse nasıl aşılabileceği, şehre göçün Suriye’nin (kent ve/veya kırsal) nerelerindenden gerçekleştiği ve psikolojik/pedagojik olarak savaş mağduru kimselerle nasıl iletişim kurulması gerektiğiyle ilgili bilgiler topladık. Bu bilgiler doğrultusunda kent merkezinde 5 günlük bir atölye için ulaşılabilecek hedeflerin sınırları üzerinden ve etkileşimi hızlı kurabilmek için çocuklarla oyun teması üzerinden çalışmaya karar verdik.

UMÖB | GZNTP ekibinin temayı açıklarken kullandığı “Taşınamaz unsurları inşa ederken; taşınabilir kimliklerimizi kısıtlıyor muyuz?” ve “Giderek daha fazla ivmelenirken, bir kütlenin içinde dönüşüyor, kimlik kazanıyor ve önce yapılara daha sonra da kentlere mi ait oluyoruz?” ifadelerinin düşündürdükleriyle, araştırma alanını Gaziantep özelinden çıkartıp ve kimin nerenin vatandaşı olduğu üzerinden bir yaklaşım geliştirmemeye çalıştık. Yürüttüğümüz Yer-siz atölyesi kapsamında oyun teması etrafında Gaziantepli ve Suriyeli çocuklarla bir araya gelmek, karşılıklı öğrenme ve katılım yoluyla ortak bir dil paylaşılmaksızın iletişim kurabilmek üzerine denemeler gerçekleştirdik.

Atölyenin ilk günü 4 dernek üyesi ve farklı üniversitelerden 13 öğrenciyle ekibin kaynaşması için 15. UMÖB’da deneyimlenmiş oyunlarla atölyeye başladık. Denemelerin yanı sıra oyun kavramı üzerine, Suriyeli göçmenlerin hem ülke genelinde hem Gaziantep özelindeki yaşam koşulları üzerine tartışmalar yaptık. İkinci gün organizasyon tarafından planlanan gezi rotasına eklemlenerek merkezin sırtlarında yer alan Türktepe Mahallesi’nde mahalleli çocuklarla buluştuk. İçlerinde farklı yerlerden gelen çocukların bulunduğu mahallenin parkında ilk etapta bizim, sonrasında çocukların aktardığı bazı oyunlar oynadık. Kısa sürede etkinliğe katılan ve paylaşımda bulunan çocukların sayısı arttı. Ekip, aynı günün akşamı Havra’da gerçekleştirilen atölye sunumları öncesinde ve sonrasında diğer katılımcı üniversite öğrencileriyle de bu oyunları oynayıp, onlardan yeni öğrendikleriyle birikimini genişletmiş oldu.

Bu deneyimlerin üzerine Johan Huzinga’nın Homo Ludens kitabından okumalarla, oyun oynama halinin mekansal ve zamansal olarak hayatı askıya alması, genel kanının aksine ciddiyet barındırması, farklı karakterlerin bir arada barınabilmesine zemin oluşturabilmesi, dillendirilmiş/dillendirilmemiş kurallarının olması, oynanan anda oyuncu grubunun kendi özerkliğini ilan etmesi üzerine tartıştık. Bu tartışmalardan beslenerek, Gaziantep’in farklı bölgelerinin anlık vuku bulan oyunlarla, habersiz izleyicilerle tanımlanan geçici oyun mekanları deneyimledik. Habersiz izleyiciyi nasıl oyuna katarız, ortak bir dil olmaksızın aktarılan bir oyun nasıl olabilir ve tanışmayan oyuncular birbirleriyle kaynaşacakları kısa oyun anının ötesine nasıl bir birliktelik inşa edebiliri hedefleyerek yeni oyunlar tasarlamayı kararlaştırdık.

Atölye çalışmasının olmadığı 3.gün Gaziantep ilinde yaşayan herkese anlamlı ve erişilebilir bir bilgi sağlama amacıyla kurulmuş olan Malumat Toplum Bilgilendirme Merkezi yetkilileri ile bir görüşme gerçekleştirdik. Gaziantep ve ülke genelindeki Suriyelilerin içinde bulunduğu koşullar ve yaşadıkları zorlukların gerçek boyutlarını kavramamıza yardımcı olan bu görüşmede ön plana çıkan noktalardan biri sadece Suriyeliler için değil, herkesi bir araya getirecek bir yaklaşımın önemiydi. Bizim de kendi içimizde gerçekleştirdiğimiz tartışmalarda önyargıların ve ortak bir dili kullanmamanın neden olduğu iletişimsizliğin, birbirini tanımamanın olumsuz etkilerine değinmemiz, bazı yeni oyun kurguları üzerine fikirlerin gelişmesini tetikledi. Çalıştığımız mekan olan Şehreküstü Konakları’nda elimizde bulunan ip, mukavva, naylon gibi malzemelerle iletişim problemini aşacak, skora bağlı rekabeti değil oynama sürecinde alınan keyif düşünülerek ürettiğimiz yeni oyunları konağın önünde bulunan merkezi konumdaki parkta çevreden gelen çocuklarla deneme şansı bulduk. Parkta ayrıca yarım saatlik bir boyama çalışması da gerçekleştirdik.

Atölye boyunca değişen ekiplerle, şehrin farklı yerlerinde Ninja, Düğüm, Ev-Misafir, Peçete Koparmaca, Kılıç-Kalkan, Heceleme, Denge, Zip-Zep, Ebeli Yer Değiştermece gibi toplanan oyunlar oynadık. Bunların yanısıra Naylon Brando, Sofra, Sopalı Ninja ve Metanet adlı oyunları tasarladık. Süreci fotoğraf ve video ile belgelemenin yanısıra öz bir şekilde anlatmayı hedefleyen grafikler ürettik. Atölye, Zeugma Müzesi’nde gerçekleştirilen sunumlarla son buldu.

Atölyeden fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.

Soğuk havaya rağmen bizimle beraber oyunlar oynayan tüm çocuklara, katılımcılara ve misafir eden UMÖB ekibine teşekkür ederiz.

Atölye katılımcıları: Araf Öykü Türken, Ali Semen, Büşra Akıncı, Can Metin, Ceren Sözer, Dilara Yılmaz, Emre Gündoğdu, Hazal Öztürk, İhsan Alamo, Merve Gül Özokcu, Özge Zeynep Öcal, Pınar Kalaycı, Sema Yıldız, Sinem Aydoğdu, Şizen Türkal, Tuğba Cerav, Tutku Tunç